KOKU

Bazen kendi kendime ''Allah'ım bana büyük şairler gibi kabiliyet verse en çok neyi anlatırdım.'' diye sorarım. Aklıma ilk gelen nedir bilir misiniz? Elimizle tutamadığımız, gözlerimizin görme nasibini tadamadığı şey; koku...

    Koku, benim için öylesine bir tutkudur ki anlatamam. Ama bunu öyle parfüm, losyon kokusu tutkusu sanmayın hemen... Bu gizemli şey (Allah'ım iyi ki şey var) hayatımızın her anında her yerde karşımızda ,yanımızda, arkamızda, içimizde, dışımızda...

    Anamızdan dünyaya ağlayarak düştüğümüzde, onun kokusuyla tanıştık. Ana kokusu.. O da bizim kokumuzla; bebek kokusu,evlat kokusuyla acılarını unutuverdi..Bebeklerin kokusu bambaşka bir aleme götürüverir beni... Nereleridir oralar hiç bilemem ama beni dinlendirir içime öyle bir huzur verir ki.

    Hayatımız boyunca milyonlarca koku duyarız. Devamlı içinde bulunduğumuz kokuları artık algılamazmışız. Geriye doğru baktığımda koku deyince aklıma ilk gelenlerden biri de , yağmurlu havalardan sonra ortalığı kaplayan toprak kokusudur. Şimdi şehirlerde yağmur sonrası toprak yerine asfalt kokusu ,egzost kokusu asit kokusu çöp kokusu duyuyoruz. Bir de ozonu delen deodorant ,sprey parfümlerin yapmacık kokularını duyuyoruz..

    Koku, insanı cezbedebilmek veya kaçırabilmek için silah olarak kullanılabilir. Toplum içinde ter kokusu herhalde pek hoşa gitmez. Yanımızdan geçip gidiveren hoş bir koku bir çoğumuzun başını o yöne çeviriverir. Hayvanların içinde uğraşan insanlarımızın üstüne sinen koku da bir başka çeker dikkatleri..

    Bilhassa aç olduğumuz zaman o yemek kokusu yok mu? Biber kızartması burnumun dibinde bütün iştahımı kıpırdatır. Fırınların önünden geçerken buram buram taze ekmek kokuları sarar ruhumuzu. Susamlı simitler vefalı kokularıyla bize selam verirler yuvarlak bir tebessümle.. Kışları köşe başlarında yerlerini kapan zalim kestaneciler beni mutlaka kendilerine uğramak zorunda bırakırlar. Kavrulmuş leblebiler, çın çın öten makinalarda öğütülen kuru kahve kokusu insanı bir hooş ediverir.

    Denizin kokusu içinde bir çok sırlar taşır. Evinden uzakta, seferlere çıkan denizcilerin hasret kokuları da var mıdır içinde ey deniz? Portakal bahçelerinden geçerken insanı esir alan çiçeklerinin kokusu turunçların cazibesi bir başkadır. Her meyveyi elime aldığımda kokusunu içime çeker ve Allah'a teşekkür ederim bu güzellikleri bize nasip ettiği için. Cennetin kokularından haberler vardır sanki onlarda..

    Bazen acaba kokuyu kaydeden cihaz var mı diye düşünürüm. Sahte misk kokuları yerine gerçek kokusunu istediğimizde duyabileceğimiz kokusunar makinalar ne güzel olurdu..

    Arıların kokularını bilirim ama kelebeklerin kokusunu bilmiyordum. Bir kelebeğin kokusunu diğerleri kilometrelerce ötelerden duyarlarmış. Allah'ım!.

    Ölümün kokusuda insanın tüylerini diken diken eder. Korkunun kokusu da var diyorlar köpekler bu kokuyu duyunca pek neşeleniverirlermiş hani.. Çocukluğumda en iyi arkadaşım olan Fındık ismindeki köpeğim şehirden her gelişimde beni 3-4 kilometre ötedeki yolda karşılardı. Kokudan mıdır his midir bilemiyorum.

    Akasyaların, erguvanların ,ıhlamurların, iğdelerin kokuları olmasaydı bu dünya eksik kalırdı. Tamamlayana şükürler olsun.         Aklımda bir çok koku vardı yazıya başlarken ama şimdi uzatmak istemiyorum. Kötü kokulardan pek bahsetmek istemedim. Koku genelde kötüyse tehlikeyi haber veriyor. Mesela bozulan yemekler ...

    Dünyamızda çeşit çeşit kokular olduğu gibi huyları da çeşit çeşit kokan insanlar var. Kimimiz sevimli, kimimiz asabi,kimimiz yardımsever.. Kimimiz de var ki sanki dünya onların emrindeymiş gibi burunları bir karış havadadırlar. Burunlarından kıl aldırmıyor deriz onlara.. Onlara ufak bir hatırlatmam olacak nefes alıp verdikleri kokladıkları bu hava var ya ; işte o hiç beğenmedikleri garip , önemsiz insanlar da her saniye o havanın içine sizler gibi yelleniyorlar.. Yani sizin bizim soluduğumuz havaya anlatabiliyorum değil mi? İndirin burunlarınızı aşağıya ve biraz daha dikkatli nefes alıp verin . Nedir bu afra tafra!..Aynı havayı soluduğumuz dünyaya hiç kimse sahip olamamıştır.

Eee bu kadar bahsedip kokuların en güzelini unuttuk sanmayın...Bizlere Efendimizi hatırlatan ''gül '' nasıl anlatılır bilemiyorum. Koklayınca ruhumda da güller açar. Görüntüsü Rabbimizin Rahmet sıfatını hatırlatır güllerin. Ahh usta bir şair olsaydım .Dile getirebilseydim seni çiçeklerin sultanı ..

En iyisi sözü Mevlana Hazretlerine bırakalım


Bu ne güzel koku böyle,
bu ne güzel koku.
Gül bahçesinden yoksa gelen o mu?
Gece mi bu gelen, misk mi bu, amber mi bu?
Bu ne güzel koku böyle,
bu ne güzel koku.
O pazardan tezcecik yoksa o mu geliyor,
yoksa güzelimiz geri mi geliyor ne?


EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

Yorum yaz!